Filler #VahşiYaşam

Merhaba dostlar,

Bugün, vahşi yaşam serimizde karada yaşayan en heybetli canlıyı inceleyeceğiz. Devasa kulakları ve bir o kadar heybetli hortumlarıyla düşmana korku, dosta güven veren filleri inceleyeceğiz 🙂

Hortumlu memeliler türünün günümüze ulaşan tek temsilcisidir filler. Diğer türdaşlarının hepsinin soyu tükenmiş ve günümüze kadar ulaşmayı başaramamışlardır. Bunun en iyi örneklerinden biri mamutlar olabilir. Fillerin ataları olan mamutlar, bundan 10 bin yıl önce büyük bir nüfus kaybına uğradılar. Mamut türünün son temsilcileri ile bundan 4 bin yıl önce Dünya’daki hayatına veda etti.

Filler heybetli görüntülerinin tam aksine, kalıplarının hayvanları değillerdir. 🙂 Örneğin; arılardan ve farelerden çok korkarlar. Ama tam aksine, ormanların kralı aslanlardan hiç çekinmezler. Zaten bir aslanın bir file saldırması için psikolojik sorunları olması gerekmektedir.

Dişi filler sürüler halinde yaşarlar. Belgesellerde gördüğümüz bazen 4 bazen 5-6 filden oluşan grupların hepsi dişidir ve onların yavrularıdır. Erkek filler ise dişilerin aksine daha hoyrat ve serkeş bir yaşam tarzına sahiptir. Sürekli olarak eş değiştirerek, yaşamları boyunca çapkınlık peşinde koşarlar.

Filler duygusal varlıklardır. Örneğin; sürülerinden bir fili kaybettiklerinde yas tuttukları gözlemlenmiştir. Sürü halinde yaşayan filler birbirlerine çok bağlı bir aile yapılarına sahiplerdir. Mevzu olduğu zaman kaçmaz, beraber savaşırlar.

Fillerin şüphesiz en dikkat çeken uzuvları, hortumlarıdır. Dışarıdan sevimli gözüken bu hortumlar, aslında bir kas yığınıdır. Bir fil hortumunda yaklaşık olarak 50 bin adet kas bulunur. Hortumuyla size vurmak isterse, bu ölümünüzle dahi sonuçlanabilir.

Fillerde gebelik süreci 2 yıl sürer. Anne fil, yavrusunu doğurmadan önce 2 yıl boyunca aşerir. Ve sonunda 100 kiloluk bir tosun Dünya’ya getirmiş olur. Ve her seferinde yalnızca tek bir yavru doğururlar.

Filler ayakta uyuyan bir canlı türüdür. Vahşi doğada yaşayan bir fili yan gelip yatarken ve horlarken göremezsiniz. Uykularında dahi ayakta ve tetikte olurlar. Ama bazı sirklerde çalıştırılan ve kısmen evcilleştirilmiş fillerde, yatarak uyuma durumuna rastlanabilir.

Cüsselerinden beklenmeyecek derecede hızlı koşuculardır. Birşeyi yakalamak istediklerinde, kısa mesafede de olsa bir at kadar hızlı olabilirler. Bunun yanı sıra iyi birer tırmanıcıdırlar.

Bir filin beyni 5-6 kg civarındadır. Bu istatistik sayesinde, Dünya’nın en büyük beyinli canlısı fillerdir. Gözleri ise cüsselerinin tam aksine oldukça küçüktür.

Bir fil, 20’li yaşlarına geldiğinde ergenliğe girer. Ailesine isyan etmeye ve ergen triplerine girmeye başlar. Bu dönemlerinde bazı fillerde uyuşturucuya başlama gözlemlenmektedir. Bu yaşlarda annelerine oldukça zor zamanlar yaşatırlar. Bir filin ömrü ise ortalama 75 yıldır.

Yetişkin bir filin boyu 3 buçuk metreyi, ağırlığı ise 5 buçuk tonu bulabilir. Tabi bu ortalamalar Afrika filleri için geçerlidir. Sirklerde gördüğünüz fil türü yada evcilleştirilen diğer fil türleri aslında Afrika fili türünden değildir.

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere…

Kaynaklar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir