Eşcinsellik nedir? Dış Mihrakların bir oyunu mudur?


Merhaba dostlar,

Bugün, sizlerin karşısına ülke siyasetinden, hayvan haklarından ve dahi Dünya Kupası’ndan farklı bir blogla çıkmak istedim. Sürekli aynı konularda yazı yazmak istemiyorum. Arada belli sürprizlerle siz değerli okuyucuları farklı diyarlara sürüklemek ve farklı düşüncelere gark etmek istiyorum. 🙂 

Bugünkü konumuz eşcinsellik. Hayatımıza Kerimcan Durmaz ve kankaları ile girdiği düşünülen ama aslında insanlığın en başından beri süregelen bir tarihi var eşcinselliğin. Kimi insanlar eşcinselliğin bir hastalık olduğunu düşünürken, bazıları ise bunun bilimsel bir gerçek olduğunu iddaa ediyor. Biz de bu konu üzerinde yoğunlaşacağız. Eşcinsellik bir hastalık mıdır? bunu tartışacağız.

Eşcinsellik, 2018 Türkiyesi’nde hala daha giderek büyüyen bir sorun olarak göze çarpıyor. Bunun başlıca nedeni olarak, kendimizden olmayanı kabul edememek olduğunu düşünüyorum. Dünya genelinde, her geçen yıl birçok eşcinsel nefret cinayetlerine kurban ediliyor. Sırf bizim gibi hissetmiyor, hayata bizim gibi bakmıyor, bu bizden değil gibi düşüncelerle bir insanın yaşama hakkını elinden alabilecek cüreti insanlar nasıl kendilerinde bulabiliyor? Anlam vermek güç…

Eşcinsellik bir hastalık mıdır? sorusu üzerine araştırma yapan ”Amerikan Psikiyatri Derneği” uzmanlarına göre; eşcinsellik bir hastalık değildir. Yani eşcinselliğe. ruhsal veya psikolojik bir hastalık gözüyle bakmamamız gerekiyor. Buna ek olarak eşcinsellik, 1990 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nün girişimleri sonucunda, ”Akıl Hastalıkları Teşhis ve İstatistikleri Kılavuzu” üzerinden çıkartılmıştır. Yani bilim diyor ki; Babasız veya annesiz büyümek yada çocukken istismara uğramak vs gibi sebepler bir insanı eşcinsel yapmaz. Eşcinsellik doğuştan gelir.

 

”Hep dış mihraklardan örnekler veriyorsun, biraz da bizden örnek ver İrfan” dediğinizi duyar gibiyim. Tamam vereyim. ”Türk Psikologlar Derneği” de eşcinselliğin bir hastalık olmadığı konusunda açıklama yapmıştı. Yani eşcinsellik, bizlere dış mihrakların bir oyunu değil. ”Ya iyi hoş anlatıyorsun ama bu eşcinsellik yüzyıllardır var ve bugüne kadar insanlar hep böyle insancıl mı düşündü?” dediğinizi duyar gibiyim. Evet haklısınız. Eşcinselliğin hastalık olduğunun düşünüldüğü yıllar da vardı insanlık tarihinde. Ve bu yıllarda birçok tedavi yöntemi, eşcinseller üzerinde denendi. Sonuç mu? Hepsi başarısız oldu. Çünkü bunu deneyen aveller, bunun bir hastalık olmadığının farkına varamamışlardı.

O dönemlerde, o ilkel tedavilere maruz kalan birçok eşcinsel bir denek faresi gibi hoyratça kullanıldı. Peki neydi bu tedavi yöntemleri? Eşcinselleri, fahişelerle ilişkiye zorlamak, hipnoz, vücudun belli bölümlerini dağlamak, hadım etmek, tiksindirme terapisi ve bunlara ek olarak her cinsel arzuda bulunduklarında elektroşok vermek, mide bulantısına sebep olacak ağır ilaçlar kullandırmak vs. Belkide içlerinden en korkunç olanı şuydu; fetöcü doktorlar tarafından, ameliyata alınarak beyninden cinsellik bölgesinin kesilerek alınması. Birçok eşcinselin masada kalmasına neden olan bu yöntemi doktorların uygulaması ise ayrı bir ironi(!)

Kısacası, eşcinsellik bir hastalık değildir. İnsanları dili, dini, ırkı ve rengi üzerinden ayrıştırdığımız yetmiyormuş gibi, üstüne bu insanlara da eziyet etmeyelim. Karşımızdaki insana, sadece insan mı diye bakalım. Daha derinlere inmeyelim sonra boku çıkıyor. 

Bir sonraki yazıda görüşmek ve gülüşmek ümidiyle. İyi akşamlar Türkiye, her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsan. 
Esen Kalın.

 

Kaynaklar: 1 2 3 4 5

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir